Konusma ve dil terapisi, Ozel egitim, konusma terapisi, Otizm, Gec konusan cocuklar, artikulasyon, Psikoterapi ve oyun terapisi

Zeka Nedir ve Zeka Testleri Gerekli Mi

                               

      Günümüzde pek çok anne babanın zeka konusuna çok fazla takıldığını görüyoruz. Çocukların zeki olması elbette önemli ancak öncelikle bu zeka kavramı üzerinde biraz durmamız gerekir.

           Şunu belirtmekte fayda var, araştırmacılar hala zekanın ne olduğu ile ilgili çok net ve uzlaşan bir tanım yapmamaktadır. Genelde anne babalar da rehberlik ve araştırma merkezlerinde yapılan Wisc-r,  Stanford Binet gibi testlerden alınan puanlara göre yorum yapmaktadırlar. Bu testlerden alınan sonuçların çok kesin bir nitelik taşımadığını ve bize sadece ufak bir fikir verebileceğini söyleyenebilir. Nedenlerini birazdan açıklayacağız.

           Zeka denilen olgu oldukça soyut bir kavramdır. Ancak bir tanım yapmamız gerekirse, zeka koşullara uyum sağlama becerisi olarak yorumlanabilir. Uyum sağlama becerimiz yaşadığımız deneyimlerden ders çıkarma ve eski deneyimlerimizi  de kullanarak yeni problemlerin çözümünde  aklıcı ve başarılı çözümler üretmemizi sağlayan bir beceridir. Kısaca yeni ve değişen  koşullara ne kadar çabuk adapte oluyorsak o kadar zekiyiz.

          Bu olguyu bebeklerde de gözleyebiliriz. Örneğin bir bebek ağladığı zaman ona yeni bir oyuncak verdiğimizde ağlaması kesilir ve oyuncağı incelemeye başlar. Beklenilen olay bebeğin ikinci ve üçüncü defa aynı oyuncak verildiğinde ilgi ve dikkat süresinin kısalmasıdır. Çünkü bebek o nesneyi öğrenmeye başlamıştır. Ancak 2. ve 3. defalarda da ilk dikkat süresiyle aynı süre inceliyor ve nesneyi ilk defa görmüş gibi davranıyorsa burada bilginin beyine kaydedilmesi ile ilgili bir problem olduğunu söyleyebiliriz.

           Zeka pek çok faktörden etkilenir. Genetik, kültür, alınan eğitimin kalitesi, beslenme, hastalıklar, yaşam koşulları gibi. Özellikle burada kültürün, alınan eğitimin ve yaşam koşullarının etkisini ön plana çıkarmak gereklidir. Buradan anlaşılabileceği üzere zeka doğuştan gelen ve hiç değişmeyen bir özellik değildir. Tabii ki genetik faktörler sınırları çizer ama o sınırların içinde nasıl hareket edeceğimiz doğduktan sonra karşılaşılan şartlarla ilişkilidir. Yani zengin uyaranlı, üst yaşam kaliteli koşullarda zekanız; genlerinizin izin verdiği en üst noktaya ulaşabilir.

           ZEKA TESTLERİ NELERİ ÖLÇER?

               Çok basit. Zeka testleri o testi hazırlayana göre zeka neyse onu ölçer. Yani bu testlerin çok evrensel ve genel testler değillerdir.      Bazı testlerde çocuğunuz üstün zekalı çıkarken bazı testlerde normal zekaya sahip çıkabilir. Dahası bu testlerin kültürlere ve günümüze uyarlanmasıyla ilgili problemler de açığa çıkabiliyor. Örneğin Wisc-r ‘ın kelime bilgisi kısmında yer alan “mektup” sözcüğünü 2000’ li yıllardan sonra doğan şehir çocukların bilmeme olasılığı yüksektir. Ama onlar cep telefonlarını, bilgisayarları, tablet bilgisayarların ne olduğunu bilirler. Bu ve bunun gibi maddelerin hala testlerde yer alması çıkan sonuçların anlamlılığını etkilemektedir.

              Günümüzde zeka testlerinin en çok eleştirilen noktası ham zekanın ölçülmemesidir.  Yani zeka testleri daha çok sizin bulunduğunuz ortamda edindiğiniz bilgi birikimiyle ve size verilen uyaranlarla ilişkilidir. Biz buna işlenmiş veya yoğrulmuş  zeka da diyebiliriz. Bu şu anlama gelir: Biri köyde biri de kentte yetişen doğuştan aynı zekaya sahip 2 çocuk olduğunu var sayalım. Alınan eğitim ve yaşam koşullarının 2 çocuğu da farklı şekillerde geliştireceği açıktır. Uygulanan zeka testleri daha çok şehir çocuklarının edindiği ansiklopedik bilgileri ölçme yönünde olacağından dolayı şehir çocuklarının kırsal kesimde yetişen çocuklardan çoğu  zaman daha iyi sonuçlar alabileceğini söyleyebiliriz. Ama aynı iki çocuğa zeka testinde toplama çıkarma veya okul bilgisi yerine, hayvancılık ve ürün yetiştirme bilgisi sorulsaydı bu sefer şehir çocuğu daha düşük seviyede zekaya sahip çıkardı.  Çünkü çocuğun bilgi birikimi o yöndedir.

                 Ayrıca son yıllarda adını çokça duyduğumuz çoklu zeka adı verilen bir zeka türü de var. Bu kuram diğer kuramın aksine bizim birden fazla zeka türünün olduğunu ve bazı insanların farklı zeka türlerinde eşit derecede zeki olabileceğini iddia eder ki bu akla daha yatkındır. Örneğin biz sporcu ve bir sanatçı farklı zeka türlerine sahip olmakla beraber eşit derecede zeki olabilirler. Ne yazık ki rehberliklerde çoklu zekaya yönelik testler uygulanmıyor. Var olan çoklu zeka testlerinin de ne kadar yetkin olduğu ayrı bir tartışma konusudur.

                Ancak günümüzde sık kullanılan zeka testlerinin, zekanın  değil de  çocuğun ilerideki akademik başarısının tahmin edilmesi yönünde başarılı olduğunu söyleyebiliriz.

               Zeka testlerinin ham zekayı ölçmediğinin, bilgiyi ölçtüğünün en net kanıtının son yıllarda özellikle teknolojinin artışıyla beraber zeka puanlarındaki çok ciddi artış olarak yorumlayabiliriz. Evrimsel açıdan bu kadar büyük zeka gelişimlerinin 25-50 yıl gibi kısa sürede meydana gelmesi zaten mümkün değildir. Ancak ve ancak gelişen teknolojiyle beraber çocukların bilgi edinmesinin  kolaylaşmasının bu sonuçlara yol açtığını söyleyebiliriz. Bilgi edinmeye bağlı artan puanlar da işlenmiş zeka puanıdır.

               Bununla beraber çocuğun test günündeki duygu durumu, motivasyonu, uyku, açlık gibi fizyolojik ihtiyaçları, testörlerin çocuklara tutumları, test ortamının fiziksel koşulları, aynı testlerin çok kısa zaman aralıklarıyla uygulanması gibi daha bir sürü özellik çocuğun test başarısını etkiler. Bütün bu koşulları teste giren tüm çocuklarda sabitlemek mümkün değildir. 


Psikolog Berk Omay

               

YORUMLAR


    Bu Bloga henüz yorum yazılmadı. İlk yazan siz olun.

    Yorum Yap


    Bu sayıyı yandaki kutuya yazınız

KONUŞMA VE DİL TERAPİSTİ

Çiğdem BUZUl - Konuşma ve dil terapisti
Çiğdem BUZUL

Ben Çiğdem Buzul, konuşma terapisti ve psikolojik danışmanım. 2005 yılından beridir ekibimle beraber amatör bir ruhla profesyonel işler çıkarmaya devam ediyoruz.